Tüm Üniteler, Kavram Yanılgıları, Püf Noktalar ve Yeni Nesil Sorular
İnsanoğlunun uzay merakı, teknolojik gelişmelerle birlikte uzay teleskopları, yapay uydular, uzay mekikleri ve sondaları üretmesini sağlamıştır. Uzaya gönderilen ve ömrünü tamamlayan veya parçalanan araçlar Dünya yörüngesinde devasa bir Uzay Kirliliğine sebep olmaktadır. Evrendeki tüm yıldızların doğum yeri Bulutsu (Nebula) adı verilen gaz ve toz bulutlarıdır. Yıldızlar da canlılar gibi doğar, büyür ve ölürler. Kütlesi Güneş'ten küçük olan yıldızlar ömürlerini Beyaz Cüce olarak tamamlarken, Güneş'ten çok daha büyük kütleli yıldızlar muazzam bir Süpernova patlamasıyla ya Nötron Yıldızına (Pulsar) ya da ışığı bile yutan Karadeliklere dönüşürler. Güneş sistemimiz, sarmal yapılı Samanyolu Galaksisi'nin Avcı (Orion) kolunda yer alır.
Canlıların canlılık özelliği gösteren en küçük yapı birimine Hücre denir. Hücre dıştan içe doğru; Hücre zarı, Sitoplazma ve Çekirdek olmak üzere 3 temel kısımdan oluşur. Sitoplazmanın içinde yaşamsal faaliyetleri gerçekleştiren organeller bulunur. Hücreler belirli bir büyüklüğe ulaşınca bölünme emri alırlar. Mitoz Bölünme, vücut hücrelerinde görülür; büyümeyi, gelişmeyi ve yaraların onarılmasını sağlar. Sonucunda genetik yapısı tıpatıp aynı 2 hücre oluşur, kromozom sayısı SABİT kalır. Mayoz Bölünme ise sadece üreme ana hücrelerinde (testis, yumurtalık, çiçek tozu kesesi) görülür ve üreme hücrelerini (sperm, yumurta, polen) oluşturur. Sonucunda 4 yeni hücre oluşur, genetik yapı değişir (çeşitlilik sağlanır) ve kromozom sayısı YARIYA iner.
Madde miktarına Kütle, kütleye etki eden yerçekimi kuvvetine ise Ağırlık denir. Kütle evrenin hiçbir yerinde değişmezken, ağırlık yerçekimine göre değişir. Fiziksel anlamda bir İş yapılmış olması için, cisme uygulanan kuvvet ile cismin hareket yönünün aynı doğrultuda olması şarttır. Sırtındaki çantayla düz yolda yürüyen bir öğrenci, kuvveti yukarı uygulayıp ileri gittiği için fen anlamında iş yapmaz. İş yapabilme yeteneğine Enerji denir. Hareket eden cisimlerin sahip olduğu enerjiye Kinetik Enerji (Kütleye ve Hıza bağlıdır), yüksekte duran cisimlerin sahip olduğu enerjiye Çekim Potansiyel Enerjisi (Ağırlığa ve Yüksekliğe bağlıdır) denir. Enerji yok olmaz, sürekli birbirine dönüşür (Örn: Sürtünmesiz ortamda havadan düşen topun potansiyel enerjisi azalıp kinetik enerjisi artar, toplam mekanik enerji sabit kalır).
Maddenin en küçük yapı taşına Atom denir. Atomun merkezinde (çekirdek) pozitif yüklü Proton ve yüksüz Nötron bulunur. Çekirdeğin etrafındaki yörüngelerde ise çok hızlı dönen negatif yüklü Elektronlar yer alır. Tek cins atomdan oluşan saf maddelere Element (Demir, Oksijen), en az iki farklı atomun kimyasal olarak birleşmesiyle oluşan saf maddelere Bileşik (Su, Tuz) denir.
Maddelerin kimyasal özellikleri değişmeden rastgele oranlarda bir araya gelmesiyle oluşan yapılara ise Karışım denir. Karışımlar; her tarafına eşit dağılıp tek bir madde gibi görünen Homojen Karışım (Çözelti) (Şekerli su, hava, kolonya) ve her tarafında farklı özellik gösteren Heterojen Karışım (Zeytinyağı-su, çorba, ayran) olarak ikiye ayrılır. Karışımlar buharlaştırma, damıtma, yoğunluk farkı gibi fiziksel yöntemlerle ayrıştırılabilir.
Işığın maddeler tarafından emilerek tutulmasına Işığın Soğurulması denir. Koyu renkli cisimler ışığı daha çok soğurarak ısınırken, açık renkli cisimler ışığı yansıttıkları için serin kalırlar. Güneşten gelen Beyaz Işık aslında 6 temel rengin (Kırmızı, Turuncu, Sarı, Yeşil, Mavi, Mor) birleşimidir, prizmadan geçince gökkuşağı gibi ayrılırlar.
Işığın yansıma kurallarından faydalanılarak üretilen Aynalar üç çeşittir. Düz Ayna simetrik ve eşit boyda görüntü verir. Çukur Ayna ışığı bir odakta toplayarak görüntüyü devasa (büyük) veya ters yapabilir. Tümsek Ayna ise ışığı dağıtır, daima daha geniş alanı görebilmek için cisimleri küçük ve düz gösterir. Işığın saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama (havadan suya vb.) geçerken hızını ve yönünü değiştirmesine Işığın Kırılması denir. Bu kırılma mantığı ile ışığı toplayan İnce Kenarlı Mercekler ve ışığı dağıtan Kalın Kenarlı Mercekler yapılmıştır.
Canlıların neslini devam ettirebilmek için kendilerine benzer yeni bireyler oluşturmasına Üreme denir (Üreme yaşam için değil, neslin devamı için şarttır). Erkek üreme hücresi sperm ile dişi üreme hücresi yumurtanın çekirdeklerinin birleşmesine Döllenme denir. Döllenmiş yumurtaya Zigot denir, hücrelerin mitozla bölünerek çoğalmasıyla sırasıyla Embriyo, Fetüs ve Bebek oluşur.
Hayvanlar omurgalı-omurgasız, doğurarak veya yumurtlayarak üreyenler olarak ayrılır. Memeliler doğurur, yavrularını sütle besler ve yavru bakımı görülür (Balina, yarasa memelidir). Kurbağa ve kelebek gibi bazı canlılar yumurtadan çıktıklarında anneye benzemezler, zamanla gelişimlerini tamamlayıp ana canlıya dönerler; buna Başkalaşım denir. Bitkilerde ise erkek organdaki polenlerin dişi organın tepeciğine konmasına Tozlaşma denir ve bunu böcekler, rüzgar sağlar. Tohumun su, ısı ve oksijen bularak patlamasına ise Çimlenme denir (Çimlenirken ışığa ihtiyaç YOKTUR).
Basit bir elektrik devresinde elemanlar (ampuller) yan yana tek bir kablo (kol) üzerinde peş peşe sıralanırsa buna Seri Bağlama denir. Seri bağlı ampullerin üzerinden geçen akım aynıdır. Ancak ampul eklendikçe yol uzar, zorluk (Eşdeğer Direnç) artar ve ana koldaki Akım düşer. Sonuçta lambalar sönükleşir. İçlerinden biri patlarsa akım kesilir ve tüm lambalar söner.
Eğer her bir ampul için ana kablodan ayrı bir dal (köprü) çıkıyorsa buna Paralel Bağlama denir. Paralel kollar kendi içlerinde bağımsızdır. Pilin verdiği voltaj (gerilim) her kola eşit düşer. Bu yüzden paralel devreye ne kadar ampul eklerseniz ekleyin parlaklıkları DEĞİŞMEZ, aynı şiddette yanarlar. Biri patlasa bile diğerleri yanmaya devam eder. Bir devrenin Gerilimi (Volt) ile içinden geçen Akımı (Amper) her zaman doğru orantılıdır ve birbirine bölümleri bize o iletkenin Direncini (Ohm) verir (Buna Ohm Yasası denir).